RAMAZANDAN SONRA!..

 

Rabbimize sonsuz şükürler olsun bir mübarek ayı daha sağlık, sıhhat ve afiyetle iman ile, ibadetlerle dolu dolu yaşadık. Ramazan Bayramı da aynı coşku sevinç ve mutlulukla geçti. Ve normal günlere geri döndük. Ancak bu normal günlere geri dönüş bazıları için yeniden günahlara dönüş, Ramazandan önce işlediği kabahatlere yeniden devam etmek gibi anlaşılıyor.Halbuki Ramazan ayını bir kamp dönemi gibi görüp, bu kampta elde ettiğimiz üstün yetenek ve performanslarımızı kamptan sonra da uygulamamız gerekmez mi?

Nasıl ki bir futbol takımı, sezon öncesinde kampa girer, orada her türlü eğitim, fizik-kondisyon alıştırmaları, teknik ve taktik çalışmalarıyla kendini hazırlar, sezon açıldığında da kampta öğrendiklerini ve kazandığı üstün yeteneklerini sahada uygulamaya çalışır. İşte Ramazandan sonrasını da böyle görmeliyiz. Evet, biz mü’minlerin de kamp dönemi bitti. Sahaya indik. Artık yapılacak iş Ramazan kampında elde ettiğimiz alışkanlıklarımızı ve üstün yeteneklerimizi sahada uygulamak, hayat yarışını, dünya sınavını kazanmak için var gücümüzle çalışmaktır.

Hayatımız bir sınavdır. Dünya da sınav yeri. Dünya hayatı bize ahireti kazandırdığı için çok kıymetlidir. Elbette dünyadan da nasibimizi alacağız. Fakat aslolan ebedi yurdumuzu, ahiretimizi kazanmak için gerekli işleri yapmaktır. Kur’an-ı Kerim Mülk suresi 2. ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“O, hanginizin daha güzel iş yaptığını denemek için ölümü ve hayatı yarattı.O üstündür, bağışlayandır.”

Peygamberimiz Hz. Muhammed de:

“Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersen, orada onu biçersin” buyurarak dünya hayatının önemini ve değerini açık bir şekilde belirtmiştir.

Ramazandan çıktık, ama Yüce Allah’ın kulluğundan çıkmadık!..Ramazanda terk ettiğimiz birtakım kötü alışkanlıklarımıza geri dönmeyelim. Dünyanın geçici nimetleri bizi aldatmasın. Yeniden gaflet içerisinde dünyaya dalıp ta manevi vazifelerimizi unutmayalım.

Şöyle buyuruyor Rabbimiz kitabında:

“Doğrusu mutluluğa ermiştir arınan.

Rabbinin adını anıp, namaz kılan.

Ama siz dünya hayatını üstün tutuyorsunuz

Oysa ahiret daha iyi ve daha süreklidir.”

(A’la Suresi-Ayet 14-17)

Hz. Pir Abdulkadir Geylani; “Bazıları oruçluyken bile aslında iftarlıdır, farkında değil. Biz iftar ettiğimizde dahi orucumuz devam eder” demiştir.

Orucu sadece midelerine tutturarak, yalana, gıybete, sahtekarlığa, haksızlığa devam edenlerin, yoksul ve yetim hakkı yiyenlerin, eksik ölçüp, noksan tartanların elbette oruçlarında açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmazdı, kalmamıştır da!...

Ramazandan çıksak bile nefsimizin kötü işlerine, heva ve heveslerimize geri dönmeyerek, ibadetlerimize, özellikle 5 vakit namaza devam ederek manevi hayatımızı zinde tutmaya çalışalım. Cuma günleri Cuma namazının feyzinden ve bereketinden mahrum kalmayalım. Cuma namazında da Diyanet İşleri Başkanlığımızın da artık açıkça belirttiği gibi Zuhru ahir bidatını terk edelim. Dört rekat ilk sünnet, iki rekat farz ve dört rekatta son sünnet olmak üzere toplam 10 rekat kılalım. (Bu konuya ileriki haftalarda tekrar değineceğim inşallah.)

Şevval ayında sünnet olan 6 günlük orucu tutmaya gayret edelim. Zira Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav):

“Bir kimse Ramazan orucunu tutar, sonra da ona Şevvalden 6 gün oruç eklerse bütün sene oruç tutmuş gibi olur.” buyurmuştur.

Ramazanda elde ettiğimiz güzel hasletleri Ramazandan sonra da devam ettirelim. Yalandan dedikodudan uzak duralım.İçki , sigara , Kumar gibi kötü alışkanlıklara geri dönmeyelim Fakire yoksula öksüz ve yetime yardıma devam edelim.Nefsimizin olur-olmaz isteklerine boyun eğip günah batağına batmayalım.

Böylece sadece Rahmet ayı Ramazan değil bütün bir yıl bizim için mübarek olsun. Her günümüz Rahmet-i İlahi ile dolsun. Dünya sınavını başarı ile geçerek, ahirette Yüce Rabbimizin Cemalini her an gören sevgili kullarından olalım inşallah.