ORUÇ İSLAM’IN BEŞ ANA TEMELİNDEN BİRİDİR
Ramazan ayında tutulan oruç, İslam’
ın beş ana temelinden biridir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
İslam beş esas üzerine bina edilmiştir.
1- (Allah’
ın varlığına) Allah’tan başka Allah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek.
2- Namaz kılmak.
3- Zekat vermek.
4- Kabe’yi haccetmek.
5- Ramazan orucu tutmak.
Sahih-i Buhari:1/165, Hadis ansiklopedisi: 1/47, İslam Tarihi (M.Asım Köksal):9/64
Hz.Ömer anlatıyor. Ben Rasulüllah’
ın yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa dalalet eder hiç bir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Adam gelip Hz.Peygamberimizin önüne oturup dizlerini (Hz.Peygamberimizin) dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı.
Ey Muhammed! Bana İslam hakkında bilgi ver. Hz.Peygamberimiz (İslamı şöyle) açıkladı.
İslam (Allah’
ın varlığına ve) Allah’tan başka Allah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen. Namaz kılman, Zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği taktirde Beytullah’a haccetmendir. Yabancı.
Doğru söyledin diye tasdik etti. Biz hem sorup hemde söyleneni tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar sordu.
Bana iman hakkında bilgi ver.
Hz.Peygamberimiz (imanı da şöyle) açıkladı.
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da inanmandır.
Yabancı yine: “Doğru söyledin” diye tasdik etti sonra tekrar sordu.
Bana ihsan hakkında bilgi ver.
Hz.Peygamberimiz (İhsanı şöyle) açıkladı.
İhsan, Allah’
ı sanki gözlerinle görüyormuşşun gibi Allah’a ibadet etmendir. Sen O’nu görmesen de O seni görür.
Adam tekrar sordu.
Bana kıyamet'in ne zaman kopacağı, hakkında bilgi ver.
Hz.Peygamberimiz bu sefer: Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla bir şey bilmiyor karşılığını verdi.
Sonunda, yabancı çıktı gitti. Ben bir müddet kaldım. Rasulüllah bana.
Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? Dedi.
Allah ve rasulü daha iyi bilir deyince, şu açıklamayı yaptı.
Bu Cebrail aleyhisselamdı. Size dininizi öğretmeye geldi. Hadis ansiklopedisi:1/50, İslam Akaidi (Said Havva):1/230, Sahih-i Buhari: 1/203 - 10/4656
Talha İbn. Ubeydillah anlatıyor: Necd ahâlisinden saçı daima dağınık, fakir, bir kimse Rasulüllah’a geldi. Uzaktan sesini duyuyor fakat ne söylediğini anlamıyordu. Nihayet yaklaştı; meğer, Rasulüllah’a, İslam’
ın ne olduğunu soruyormuş. Bu suale karşı Rasulüllah; İslam, bir gün bir gece içinde beş vakit namaz kılman, buyurdu. O zât üzerimde bu, beş vakit, namazlardan başkası da olacak mı? diye sordu.
Rasulüllah: Hayır, meğerki, sen, kendiliğinden kılasın, buyurdu. Ondan sonra Rasulüllah bir de Ramazan orucu buyurdu. O zat, üzerimde, bu Ramazan orucundan başkası da olacak mı? diye sordu.
Rasulüllah: Hayır, meğerki, sen, kendiliğinden tutasın cevabını verdi. Sahih-i Buhari:1/198
Gerçek müslüman, İslam’
ın beş ana temelini attıktan yani yerine getirdikten sonra yalan, hile, gıybet, iftira, içki, kumar, zina, başkalarına zulmetle gibi günahlardan kaçınan anne, baba, kardeş ,akraba ve komşu haklarını gözetme gibi daha bir çok islami kurallara da uyan kimsedir.....

ORUCUN ÇEŞİTLERİ
Oruçlar, farz vacip ve nafile olarak üç çeşittir.
1- Farz olan oruç: Tutulması Allah’
ın emri olan oruç’dur. Bu da ikiye ayrılır.
a) Muayyen farz: Ne zaman tutulacağı önceden Allah tarafından tayin edilen oruç ki bu Ramazan ayında tutulan oruçtur.
b) Gayri Muayyen farz: Kazaya kalan Ramazan oruçları ile kefaret olarak tutulacak oruçlardır. Bunlar istenilen mubah günlerde tutulabilir.
2- Vacib olan oruç: Her hangi bir kişi, dinen yükümlü olmadığı halde oruç tutmayı adamışsa bu adak orucunu tutmak vaciptir. Vacip oruçlarda ikiye ayrılır.
a) Muayyen vacip: Adak adanırken, falan ayın falan günü gibi tutacağı orucun gününü belirlemişse bu muayyen bir vaciptir. Orucu belirlenen günde tutması gerekir.
b) Gayri muayyen vacip: Tutacağı günü belirlememişse, gayri muayyen vacip olur. Dilediği mubah bir günde tutar.
3- Nafile oruçlar: Farz ve vacip olan oruçların dışında, sevap kazanmak için tutulan oruçlardır. Nafile oruçlar mubah olan bütün günlerde tutulabilir. Nafile oruçlar da ikiye ayrılır.
a) Sünnet olan oruçlar: Hz. Peygamberimizin oruç tuttuğu veya oruç tutulmasını tavsiye ettiği günlerde oruç tutmak sünnettir. Mesela aşure orucu gibi.
b) Müstehap olan oruçlar: Müstehap: Sevilen, beğenilen demektir.
Oruç tutulması müstehap olan günler
1- Şevval ayından altı gün. Bu altı gün orucu Ramazan bayramının hemen ardından peş peşe tutulması daha faziletlidir. Zira Hz.Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Ramazan’
ı oruçla geçirip buna Şevval ayından altı gün ilave eden kişi bütün bir yılı oruçlu geçirmiş gibi olur.
Bunun hesabı şöyledir. Allahü Teala Enam suresi 160. ayette bire on verileceğini bildiriyor. 30 gün Ramazan, 6 gün Şevval’dan oruç tutunca yekün 36 eder. Bire ondan hesap edince de 360 eder. Bir sene de 360 gündür.
2- Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure günü ile beraber, ondan bir gün evvel ve bir gün sonra, oruç tutmak.
3- Eyyam-ı Bıyz denilen her ayın 13.14.15. günlerinde oruç tutmak.
4- Zilhiççe ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak.
5- Haram aylar olarak anılan Zilkade, Zilhiççe, Muharrem ve Receb aylarında, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutmak.
6- Şaban ayında oruç tutmak.
Bir de oruç tutulması mekruh ve haram olan günler vardır.
Oruç tutulması mekruh olan günler:
Sadece aşure günü oruç tutmak, sadece Cuma günü oruç tutmak, Nevruz (ilkbahar) ve mihrican (sonbahar) günlerinde oruç tutmak, Şek günü yani Şaban ayının yirmi dokuzundan sonraki günün Şaban ayının mı yoksa Razaman ayına mı ait olduğu konusunda şüphe meydana gelirse, bu günlerde oruç tutmak mekruhtur.
Oruç tutulması haram olan günler:
Ramazan bayramının birinci günü ve Kurban bayramının dört gününde oruç tutmak haramdır.
Hayız ve nifas halinde kadınların oruç tutmaları da haramdır. Hayız ve nifas halinde olan kadınlar oruç tutmazlar, sonra tutmadıkları günü kaza ederler. Kılamadıkları namaza kaza etmezler.
İlmihal (Türkiye Diyanet Vakfı yayınları): 1/384, İslam fıkhı ansiklopedisi:3/119, Büyük İslam ilmihali (Ö.Nasuhi Bilmen) Sa.252, İbn. Abidin:4/235, Fetavayi Hindiyye:2/5, Nimeti İslam: Sa.10....

Oruç tutmanın fazileti

İslam dininin beş ana temelinden biri olan, Ramazan ayında oruç tutmanın, çok büyük fazileti vardır. Hatta faziletin miktarını belirtmek mümkün değildir.
Ebu ümame anlatıyor: (Bir gün) Ey Allah'ın Resulü, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Yüce Allah beni mükafatlandırsın dedim. Rasulüllah şöyle buyurdular.
Sana orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur. (Hadis ansiklopedisi 9/63 Tergib ve Terhib 2/415 Cemul Feváit 3/256)
Orucun fazileti hakkında sevgili peygamberimizin hadis-i şeriflerinden bazıları şunlardır.
Her şeyin bir zekatı (temizleme vasıtası) vardır, cesedin zekatı da oruçtur. (Cemul Feváit 3/262, Hadis Ansiklopedisi 17/170, Tergib ve Terhib 2/414)
Zekat temizlemek demektir. Zekatın temizlemek, demek olduğunu bildiren Ayet-i Kerime şudur:
(Ya Muhammed) Onların mallarından, sadaka (zekat) al ki, bununla kendilerini temizlemiş ve iyiliklerini bereketlendirmiş olursun. (Tevbe 103)
Zekat vermekle mal manen temizlenip bereketlendiği gibi oruç da insanı günah kirlerinden temizler. Hz. Peygamberimizin bu husustaki hadis-i şeriflerinden bazıları şunlardır.
Her kim, Ramazan orucunu inanarak ve mükafatını ancak Allah'tan umarak tutarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur. (Sahib-i Buhari 4/1774. Tergib ve Terhib 2/422.Cemul Feváit 3/258)
Her kim Ramazan Orucunu tutar ve kurallarına riayet ederek korunması gereken (yalan, gıybet, iftira ve harama bakma gibi) şeylerden korunursa, (oruç o kişinin) geçmiş günahlarını yok eder. (Tergib ve Terhib. 2/423)
Oruç cehenneme karşı bir perdedir. (Hadis Ansiklopedisi 9/57)
Oruç oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için cehenneme karşı) bir kalkandır. (Cemul Feváit 3/256)
Muaz b. Cebel anlatıyor Rasulüllah bana.
(Ya Muaz) Sana hayır kapılarını haber vereyim mi? buyurdu. Ben de “Evet ya Rasulüllah” dedim. Bunun üzerine Rasulüllah şöyle buyurdu.
Oruç (insanı cehennem ateşinden koruyan bir) kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder. (Tergib ve Terhib.2/411)
Oruç da gösteriş ve riya yapmak mümkün olmadığı için, sırf Allah için tutulduğundan dolayı onun mükafatını Allah takdir buyurur. Allahü Teálá bir hadis-i kudsi de şöyle buyuruyor.
Oruç benim içindir. Onun mükafatını da ben vereceğim. (Çünkü) Oruçlu yiyecek ve içeceğini benim için bıraktı. (Hadis Ansiklopedisi 9/57 Ramuz'ül Ehadis 1/640)
Oruç tutmanın fazileti hakkında yine Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah onu cehennemden yüz yıllık mesafe uzaklaştırır. (Cem'ul Feváid 3/256)
Kim Allah yolunda farz orucu olarak bir gün oruç tutarsa Allah, onu cehennemden, yerler ve gökler arasındaki mesafe kadar uzaklaştırır. Kim de bir gün nafile olarak oruç tutarsa, Allah ondan cehennemi gök arası kadar mesafe uzaklaştırır. (Cem'ul Feváid 3/257)
Oruçlunun uykusu ibadettir. Susması tesbihtir. Amelleri misliyle kabul edilir, duası makbuldür, günahı affedilir. (Hadis Ansiklopedisi 9/57 Ramuz'ül Ehadis 2/901)
Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır. (Hadis Ansiklopedisi 17/171)
Üç kişi vardır ki, duası reddedilmez (Yüce Allah onların duasını kabul eder)
1- İftar ettiği zaman oruçlunun
2- Adil devlet başkanının
3- Zulme uğrayanın (mazlumun) (Tergib ve Terhib 2/420 İslam Ansiklopedisi (Şamil Y.) 3/96)
Sağlığımız için
Günahlarımızın affı için
Cehennem ateşinden korunmamız için
Cennet-i Alá ya gitmemiz için
İslam dininin beş ana temelinden birini yerine getirmemiz için
en önemlisi
Allahü Teálá ya karşı kulluk görevimizi yerine getirmemiz için
Ramazan orucunu tutalım.....

Orucun sevabını gideren şeyler

Erkeklerin kendilerine haram olan kadınlara, kadınların da kendilerine haram olan erkeklere şehvetle bakmaları, yalan söylemek, gıybet etmek, başkalarına iftira atmak, dedi kodu yapmak, çirkin ve kırıcı söz söylemek orucun sevabını giderir.
Oruç: Sadece yemeyi, içmeyi ve cinsi münasebeti bırakmak demek değildir. Hakiki manada orucun sevabını alabilmek için, oruç tutan kişinin, gözünü, kulağını, dilini ve bütün azalarını, çirkin ve günah olan şeylerden koruması gerekir. Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor.
Nice oruçlular var ki, tuttuğu oruçtan yanına sadece çektiği açlık kar kalır. (İslam fıkhı Ansiklopedisi 3/166 Hadis Ansiklopedisi 17/163)
Orucun sevabını gideren en büyük günahlardan biri, erkeklerin, kendilerine haram olan kadınlara, kadınlarında kendilerine haram olan erkeklere şehvetle bakmalarıdır.
Oruç tutan kişi, tuttuğu orucun sevabını eksiksiz olarak alabilmesi için erkek olsun kadın olsun gözünü harama bakmaktan koruması gerekir. Kadınların tamamen açılıp saçıldığı, Alanya gibi turizm bölgelerinde gözü haramdan korumak da elbette kolay değildir. Fakat en azından şehvetle bakmamaya gayret etmek lazım. Allah müminlerin yardımcısı olsun.
Sadece Ramazan ayında oruç tutarken değil her zaman için Allahü Teala erkeklerin kadınlara kadınların da erkeklere bakmalarını yasaklamıştır. Ve kadınların nasıl örtüneceklerini de Kur-an'da çok açık ve net bir şekilde bildirilmiştir. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim de şöyle buyuruyor.
(Rasulüm) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar. Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. (Nur: 30-31)
Yüce Allah'ın bu emrine rağmen, erkekleri tahrik edercesine açılıp saçılan kadınların öbür álemde vay hallerine.
Dinimiz sadece erkeklerin kadınlara değil kadınların da kendilerine haram olan erkeklere bakmalarını yasaklamıştır.
Ümmü Seleme Radıyallahü Anha anlatıyor: Ben Rasulüllah'ın yanında idim. Yanında Meymune Bintu'l-Haris de vardı. (Bu esnada gözleri görmeyen, kör olan) İbnu Ümmü Mektum bize doğru geliyordu ve yanımıza girdi. Rasulüllah bize.
Ona karşı örtünün. Emretti. Biz.
Ey Allah'ın Rasulü! O, ama (kör) ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi? dedik. Bunun üzerine Rasulüllah (bize)
Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz buyurdu. Hadis Ansiklopedisi 9/481
Sevgili Peygamberimiz gözün, dilin ve nefsin zinasını şöyle bildiriyor.
Gözün zinası (yabancı kadına veya erkeğe şehvetle) bakmaktır. Dilin zinası (helal olmayan sözleri zevk alarak) konuşmaktır. Nefis de zina temenni eder ve buna arzu ve iştiha besler ( bu da nefsin zinasıdır). Cinsiyet organı da bu organların hepsinin arzularını ya tasdik edip gerçekleştirip (fiile çıkarır) yahut bunları bırakarak yalanlar. (Sahih-i Buhari: 13/6189)
Yine Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor.
Harama bakış, İblis'in zehirli oklarından bir oktur. Kim Allan'tan korkup onu terk ederse Allah o kuluna tadı kalbinde beliren, bir iman ihsan eder. (İhya-i Ulumid Din:1/682)
Çektiğimiz açlığın susuzluğun boşa gitmemesi için tuttuğumuz orucun sevabını tam manası ile alabilmemiz için gözümüze sahip olalım. Yalan, gıybet, iftira ve dedikodudan da uzak duralım.
Orucun sevabını gideren şeyler
Erkeklerin kendilerine haram olan kadınlara, kadınların da kendilerine haram olan erkeklere şehvetle bakmaları, yalan söylemek, gıybet etmek, başkalarına iftira atmak, dedi kodu yapmak, çirkin ve kırıcı söz söylemek orucun sevabını giderir.
Oruç: Sadece yemeyi, içmeyi ve cinsi münasebeti bırakmak demek değildir. Hakiki manada orucun sevabını alabilmek için, oruç tutan kişinin, gözünü, kulağını, dilini ve bütün azalarını, çirkin ve günah olan şeylerden koruması gerekir. Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor.
Nice oruçlular var ki, tuttuğu oruçtan yanına sadece çektiği açlık kar kalır. (İslam fıkhı Ansiklopedisi 3/166 Hadis Ansiklopedisi 17/163)
Orucun sevabını gideren en büyük günahlardan biri, erkeklerin, kendilerine haram olan kadınlara, kadınlarında kendilerine haram olan erkeklere şehvetle bakmalarıdır.
Oruç tutan kişi, tuttuğu orucun sevabını eksiksiz olarak alabilmesi için erkek olsun kadın olsun gözünü harama bakmaktan koruması gerekir. Kadınların tamamen açılıp saçıldığı, Alanya gibi turizm bölgelerinde gözü haramdan korumak da elbette kolay değildir. Fakat en azından şehvetle bakmamaya gayret etmek lazım. Allah müminlerin yardımcısı olsun.
Sadece Ramazan ayında oruç tutarken değil her zaman için Allahü Teala erkeklerin kadınlara kadınların da erkeklere bakmalarını yasaklamıştır. Ve kadınların nasıl örtüneceklerini de Kur-an'da çok açık ve net bir şekilde bildirilmiştir. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim de şöyle buyuruyor.
(Rasulüm) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar. Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. (Nur: 30-31)
Yüce Allah'ın bu emrine rağmen, erkekleri tahrik edercesine açılıp saçılan kadınların öbür álemde vay hallerine.
Dinimiz sadece erkeklerin kadınlara değil kadınların da kendilerine haram olan erkeklere bakmalarını yasaklamıştır.
Ümmü Seleme Radıyallahü Anha anlatıyor: Ben Rasulüllah'ın yanında idim. Yanında Meymune Bintu'l-Haris de vardı. (Bu esnada gözleri görmeyen, kör olan) İbnu Ümmü Mektum bize doğru geliyordu ve yanımıza girdi. Rasulüllah bize.
Ona karşı örtünün. Emretti. Biz.
Ey Allah'ın Rasulü! O, ama (kör) ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi? dedik. Bunun üzerine Rasulüllah (bize)
Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz buyurdu. Hadis Ansiklopedisi 9/481
Sevgili Peygamberimiz gözün, dilin ve nefsin zinasını şöyle bildiriyor.
Gözün zinası (yabancı kadına veya erkeğe şehvetle) bakmaktır. Dilin zinası (helal olmayan sözleri zevk alarak) konuşmaktır. Nefis de zina temenni eder ve buna arzu ve iştiha besler ( bu da nefsin zinasıdır). Cinsiyet organı da bu organların hepsinin arzularını ya tasdik edip gerçekleştirip (fiile çıkarır) yahut bunları bırakarak yalanlar. (Sahih-i Buhari: 13/6189)
Yine Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor.
Harama bakış, İblis'in zehirli oklarından bir oktur. Kim Allan'tan korkup onu terk ederse Allah o kuluna tadı kalbinde beliren, bir iman ihsan eder. (İhya-i Ulumid Din:1/682)
Çektiğimiz açlığın susuzluğun boşa gitmemesi için tuttuğumuz orucun sevabını tam manası ile alabilmemiz için gözümüze sahip olalım. Yalan, gıybet, iftira ve dedikodudan da uzak duralım.....

İftar vaktinde yapılan duaları Allah kabul eder
Dua: Her türlü bela ve kazaları önleyen bir koruyucudur. Müminlerin silahıdır.
Dua: Allahü Teala’nın rahmet kapısını açan bir anahtardır.
Dua: Bir ibadettir. Kulluğun özüdür. Kul ile Allah arasında kuvvetli bir bağdır. Kulu Allah'a yaklaştıran en büyük vasıtadır. Kula Allah yanında değer kazandıran bir ibadettir. Allahü Teala Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor.
(Ey Muhammed) De ki, Rabbim size ne kıymet verir duanız olmasa. (Furkan:77)
Cenab-ı Hakkın kıymet ve değer verdiği bir kul olabilmek için, kul niçin yaratıldığını bilip yaratılış gayesine uygun olarak namaz, oruç, hac, zekat ve dua gibi yükümlü olduğu ibadetleri yapıp, kulluk görevini yerine getirmesi lazım. Zira Allahü Teala Kur'an-ı Kerim’de insanları niçin yarattığını şöyle bildiriyor.
Ben, cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat:56)
Yaratılış gayesine uygun olarak, ibadet ve dua ile meşgul olan insan hem dünyada ve hem de ahrette mutlu olur, huzur ve saadete erişir. Onun için, her zaman olduğu gibi özellikle duaların kabul edildiği zamanlarda, kendimiz için, çocuklarımız için, ümmeti Muhammed'in sıhhat ve selameti için dua edelim. Allahü Teala müminlerin duasını reddetmez, kabul eder. Çünkü o, bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor.
Dua edin kabul edeyim. (Mü'min: 60)
Duaların kabul edildiği en değerli zamanlardan biri de, Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin bol olduğu, Kur'an-ı Kerim'in inmeye başladığı, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'e Peygamberliğin verildiği, bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu, on iki ayın sultanı olan Ramazan ayında oruç tutan müminlerin iftar ettiği vakittir.
Hz.Allah iftar vaktinde yapılan duaları kabul eder. Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftar vaktinde makbul bir duası vardır. (Hadis ansiklopedisi:17/171)
Allahü Teala her iftar anında, bir takım cehennemlikleri azat eder. (Hadis ansiklopedisi:17/155, Tergib ve Terhib: 2/444)
Üç kişi vardır ki, bunların duaları geri çevrilmez. (Allah kabul eder)
1- Adil imam: (İnsanların idaresini üzerine alan)
2- İftar anında oruçlu (nun yaptığı dua)
3- Mazlumun duası.
Tergib ve Terhib:2/445
Duaların kabul edildiği iftar vaktini boşa geçirmeyin, o vakti değerlendirin. Yüreğinizden geldiği gibi Allah'a yalvarın.....

Önce iftar mı namaz mı?
Ramazan ayında müminler, geceleri sahura kalkarlar, bir şeyler yeyip içip o günün orucunu tutmaya niyet ederler. İmsaktan sonra akşam iftar vaktine kadar da hiçbir şey yemeden, içmeden sabırla iftar vaktini beklerler. Akşam namazının vaktinin girmesi ile iftar vakti de girmiş olur. Bu durumdan önce iftar mı edilir, akşam namazı mı kılınır?
Allahü Teala'nın rahmet ve mağfiretinin bol olduğu iftar vakti girince önce iftar edilir daha sonra namaz kılınır. Çünkü akşam namazından önce iftar etmek sünnettir.
Enes b. Malik diyor ki: Rasul-i Ekrem'i, bir içim su ile de olsa iftar etmeden akşam namazını kıldığını görmedim. (Tergib ve Terhib:2/515, İslam Ansiklopedisi - Şamil Y.E 3/96)
Sevgili Peygamberimiz önce iftar edileceği hakkında şöyle buyuruyor.
Ümmetim iftar etmede yıldızı beklemediği müddetçe sünnetim üzere yaşamaya devam eder.
İnsanlar iftar etmeye acele ettikleri müddetçe hayırla yaşamaya devam ederler.
Tergib ve Terhib: 2/514, İbn-i Kesir: 3/735, Sahih-i Buhari: 4/1825, Fetavayi Hindiyye:2/24, Hadis Ansiklopedisi:9/143, Cem'ul Fevaid: 3/287, İslam Ansiklopedisi - Şamil Y.E : 3/96)
Yine Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
Üç şey vardır ki, Allah onları (yapanları) sever.
1- İftara acele etmek.
2- Sahuru geciktirmek.
3- Namazda iki ellerden birini diğeri üzerine koymak. (Tergib ve Terhib: 2/515)
İmam Malikten anlatıldığına göre, Abdulkerim İbnu Ebil -Muharik’in şöyle söylediğini işitmiştir. Nübüvvet (Peygamberlik) amellerinden biri de iftarın tacili (namazdan öne alınması) sahurun da tehir edilmesidir. Hadis Ansiklopedisi : 9/143)
Allahü Teala da bir Hadis-i Kudsi’de şöyle buyuruyor.
Kullarımın bana en sevimlisi iftar etmede en acele edenleridir. (Akşam namazından önce iftar edendir. (Cem'ul Fevaid:3/288, İslam Ansiklopedisi - Şamil Y.E 3/96, İbn-i Kesir: 3/735, Riyaz'üs Salihin: 4/464, Tergib ve Terhib: 2/514)
İftar vakti girince iftar ne ile edilmeli?
İftarın ne ile edileceğini Hz. Peygamberimiz şöyle bildiriyor.
Sizden biri iftar ederse hurma ile iftar etsin. Çünkü o berekettir. Hurmayı bulamazsa su ile iftar etsin. Çünkü o temizleyicidir.
(Cem'ul Fevaid: 3/289, Ramuz'ül Ehadis: 1/109, Tergib ve Tergib: 2/516, Riyaz'üs Salihin:4/466)
Hz. Enes anlatıyor. Peygamber Efendimiz, namaz kılmadan önce birkaç taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Eğer kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su yudumlardı. (Hadis ansiklopedisi:9/143, Riyaz'üs Salihin:4/467, Tergib ve Terhib:2/516)
İftar vakti girdiği zaman, akşam namazından önce, hurma ile şayet hurma yoksa su ila iftar edilir. Çünkü sevgili Peygamberimizin hem sözleri ve hem de uygulaması böyledir.
İFTAR DUASI
Muaz İbnu Zühre anlatıyor. Bana ulaştı ki, Rasulüllah (sav) iftar ettiği zaman su duayı okudu. Allahümme leke sumtü ve ala rızhıke eftartü (Ey Allah'ım senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açıyorum. (Hadis Ansiklopedisi: 9/144, Cem'ul Fevaid: 3/289)....

İftar ve İftar Vakti
İftar: Farz veya nafile oruç tutan bir kişinin, güneşin ufukta kaybolmasından, yani tamamen batmasından ve akşam namazının vakti girmesinden sonra, bir şey yiyerek veya içerek oruç açmasına denir. (İslam Ansiklopedisi - Şamil Y.E 3/95, Dini Terimler Sözlüğü 1/213, Yeni Rehber Ansiklopedisi 9/353)
İftar vakti: Güneşin batıp aksam namazının girdiği vakittir. İftar vaktini Hz. Peygamberimiz şöyle bildiriyor.
Gece şu taraftan (yani doğu taraftan) yönelip geldiği, gündüz şu taraftan(yani batıdan) arkasını dönüp gittiği, güneş de battığı zaman oruçlu orucunu bozmuştur. (Yani orucunu bozma vakti girmiştir) (Sünen-i Ebu Davud: 9/192, Sahih-i Buhari: 4/1823, Hadis ansiklopedisi : 9/141, Riyaz'üs Salihin: 4/465, İbn-i Kesir: 3/735, Cem'ul Fevaid:3/286, İslam Ansiklopedisi - Şamil Y.E 3/95)
Abdullah İbni Ebi Evfa anlatıyor: Biz bir seferde Rasulüllah ile beraberdik, kendisi oruçlu haldeydi. Güneş battığı zaman Hz. Bilal'e
“Ya Bilal in de bizim için şevik ez” buyurdu.
Hz. Bilal: Ya Rasulüllah biraz daha akşamı bekleseydin dedi. Rasulüllah yine
“
İn bizler için sevik ez” buyurdu.
Hz.Bilal: Ya Rasulüllah henüz üzerinde gündüz var dedi. Rasulüllah tekrar
“
İn ve bizler için sevik ez”
buyurdu. Bunun üzerine Hz.Bilal indi de sevik bulamacı ezdi (yani yaptı) Rasulüllah ondan içti ve sonra parmaklarıyla doğu tarafını göstererek şöyle buyurdu. Gecenin şu taraftan geldiğini gördüğün zaman oruçlu orucunu açar. (Oruçlunun iftar etme vaktidir). (İslam ansiklopedisi - Şamil Y.E 3/95, Sünen-i Ebu Davud: 9/194, Sahih-i Buhari: 4/1824, Riyaz'üs Salihin: 4/465, Cem'ul Fevaid: 3/287)
Hadis alimleri Hz. Peygamberimizin “
İn de bizim için sevik yap” dediği yemeğin, kavrulmuş unun su ile karıştırılması ile yapılan bulamaç olduğunu söylemişlerdir.
Orucun başlangıcı (yani imsak vakti) ve sonu (yani iftar vakti) Kur'an-ı Kerim de şöyle bildirilmiştir.
Fecirde beyaz iplik, siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yeyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar devam ettirin.(Bakara 187)
Ayetteki siyah iplik gece, beyaz iplik ise gündüz manasında kullanılmıştır.
Oruçta gündüzün başlangıcı, İslam alimlerine göre ikinci fecirden (Fecri Sadık'tan) itibarendir. Sona ermesi ise güneşin batmasıdır. Yani akşam namazının vaktinin girmesidir.
Ayetteki orucu geceye kadar devam ettirin ifadesindeki geceden maksat güneşin battığı andır. O an ise iftar vaktidir.
Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyuruyor.
Gündüz geride kalıp gece girdiğinde ve güneş kaybolduğunda artık oruçlu orucunu açar. (Yani o zaman iftar vakti girmiştir) (Ruhul Beyan:1/324)....

SAHUR
Sahur: Seher vaktinde yenen yemeğe sahur denir. Sahur Arapça bir kelime olup, Seher kelimesinden türemiştir. (Yeni Rehber Ansiklopedisi: 17/197, İslam Ansiklopedisi: 7/107)
Sahurun son vaktine de İmsak denir.
İmsak: Seher vaktinde, ikinci fecirin doğması ile yemenin içmenin kesildiği vakittir. Gece kalkıp oruca niyet eden müminler, imsak vakti girdiği zaman, yeme ve içmeyi keserler.
Sahura kalkmak: Oruç tutacak kimselerin, orucun başlama (imsak) vakti olan fecirden önce, seher vakti kalkıp bir şeyler yemesidir.
Oruç tutan müminlerin gece sahura kalkıp ne zamana kadar yeyip içeceklerini Allah-ü Teâla Kuran-ı Kerim’de şöyle bildiriyor;
Fecirde beyaz iplik siyah iplikten (yani önce tıpkı ince bir ip şeklinde uzayan, sonra giderek yayılan beyazlıkta gecenin uzayıp giden karanlığı birbirinden) ayırt edilinceye kadar yeyin için. Sonra orucunuzu geceye kadar devam ettirin. (Bakara: 187)
Ayet-i Kerimedeki beyaz iplik ve siyah iplikten maksat, gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığıdır. Aydınlık ve karanlığın beyaz ve siyah ipliğe benzetilmelerine sebep, sabaha doğru bunların ikisinin de iplik gibi uzamalarındandır. Sünen-i Ebû Davûd 9/186
Adiyy ibn Hatim anlatıyor; “Beyaz iplik, siyah iplikten seçilinceye kadar yeyiniz, içiniz ayeti indiği zaman, ben bir beyaz bir de siyah iplik aldım. Onları yastığımın altına koydum. Geceleyin zaman zaman bunlara bakmaya başladım. Fakat bunlar bana birbirinden seçilmiyordu. Kuşluk vakti Resulûllah’a gittim ve bunu kendisine anlattım. Resulûllah (sav); ‘Bu kara iplik ile ak iplik, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır’ buyurdu.” (Sahih-i Buhari: 4/1786, Sünen-i Ebu Davûd: 9/185)
Seher vakti, diğer zamanlarda da olduğu gibi Ramazan ayının da en faziletli vaktidir. Bazı insanlar gece kalkmamak için akşamdan bir şeyler yeyip içip yatarlar. Böyle yapmak doğru değildir. Seher vaktinde kalkıp da bir şeyler yemenin ve içmenin çok büyük sevabı vardır. Sahur yemeği hakkında Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“Sahur yemeği yeyin. Zira sahurda bereket vardır.”
(Sünen-i Ebû Davûd 9/177 İslam Ansiklopedisi: 7/107, Dini Terimler Sözlüğü: 2/157 Sahih-i Buhari: 4/1790, Tergip ve Terhib: 2/509, Rüyaz’üs Salihin: 4/459, İbn-i Kesir: 3/371)
Sahur: yemeğindeki bereket çeşitli şekillerde tefsir edilmiştir. Sahur yemeği az da olsa bollanır (bereketlenir). Sahur yemekle oruca kuvvet kazanılır, sahur yemekle ibadetin daha iyi yerine getirileceğinden ecri ve sevabı bol olur. (Sahih-i Buhari: 4/1790)
Yine peygamberimiz şöyle buyuruyor: Sahur yemeğinin tamamı berekettir. Bu sebeple bir yudum su içmekle de olsa onu terk etmeyiniz. Çünkü Allah sahur yemeği yiyeni bağışlar, melekler de ona mağfiret talep ederler. (Sünen-i Ebû Davûd 9/179 Dini Terimler Sözlüğü: 2/157, Tergip ve Terhib: 2/513)
Gündüz orucu zinde tutmak için, sahur yemeği yeyiniz. Gece ibadet yapabilmek için de öğleden sonra uyuyunuz.
(İlmihal - Diyanet Vakfı Yayınları) 1/403, Dini Terimler Sözlüğü: 2/157, Hadis Ansiklopedisi: 17/163, Tegrip ve Terhib: 2/511 Sünen-i Ebû Davûd 9/179)
Bizim orucumuzla kitap ehli olanların (Yahudi ve Hıristiyanların) orucu arasındaki fark, sahura kalkmaktır. Sahur yemeğidir. (Sünen-i Ebû Davûd 9/177, Rüyaz’üs Salihin: 4/461, Tergip ve Terhib: 2/510, Hadis Ansiklopedisi: 9/134, İbn. Kesir: 3/732)
Seher vaktinde kalkıp, sahur yemeği yemek, Hz. Muhammed’in ümmetine yani bizlere mahsus bir özelliktir. Bizden önceki ümmetlere, yatsı namazı kıldığı ve uyuduğu zaman yeme içmeleri ve hanımları ile beraber olmaları haramdır. Onlar bu nedenle sahura kalkmazlardı. Ramazan-ı Şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geciktirmek sünnettir. (Dini Terimler Sözlüğü: 2/157)....

Oruç tutan kişi, diline ve kulağına sahip olmalı
Oruç tutan kişi gerçek manada tuttuğu orucun sevabını almak istiyorsa diline ve kulağına sahip olmalı.
Diline sahip olmak: Dilini hezeyan, yalan, gıybet, nemime, fahiş konuşma, galiz konuşma, kavga ve riya ile konuşmaktan sakınmaktır. (İhya-i Ulumid Din: 1/682)
Oruç tutanların dillerine sahip olmaları hakkında Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Beş şey vardır ki, oruçlunun orucunu bozar. (Orucun sevabından mahrum eder)
1- Yalan
2- Gıybet
3- Nemime (Koğuculuk)
4- Yalan yere yemin etmek
5- Şehvet ile bakmak (İhya-i Ulumid Din: 1/682)
Oruç, mümin için bir kalkandır. (günahlardan koruyucudur) Bu bakımdan herhangi biriniz oruçlu ise fahiş konuşmasın, cahilce hareket etmesin. Eğer bir kişi kendisiyle çirkin konuşur veya dövüşürse, desin ki, ben oruçluyum, ben oruçluyum. (Sünen-i Ebu Davud 9/212, İlmihal (Diyanet Vakfı Yayınları) 1/404, İhya-i Ulumid Din: 1/683, Sahih-i Buhari: 4/1769, Hadis Ansiklopedisi: 9/58)
Sizden biri oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Bir kimse kendisine sövecek olursa, yahut dövüşecek olursa ben oruçluyum desin. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi: 3/167)
Oruç ateşe karşı (sağlam) bir perdedir, yeter ki yalanla, gıybetle kişi onu yırtmamış olsun. (Hadis Ansiklopedisi:9/57)
Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah için hiç bir ihtiyaç yoktur. (Sünen-i Ebu Davud:9/211, İslam Fıkhı Ansiklopedisi: 3/166, İlmihal (Diyanet Vakfı Yayınları) 1/404, Sahih-i Buhari: 4/1775, Hadis Ansiklopedisi:9/147)
Bu hadiste oruçlunun yalan ve gıybet gibi kötü fiillerden sakındırılması istenmiştir, bunlar (yalan ve gıybet) esasen yasak iken oruçlu için bunların daha ziyade fena olduğunu ve orucun kemali, ancak bunlardan sakınıldığında hasıl olacağını tenbih içindir. Binaen aleyh, yalan ve gıybet, alimlerin cumhuruna göre orucu bozmaz ise de oruçtan istenen kemal ve fazilet hasıl olmaz. (Çünkü oruçtan maksat, mücerred manada yani sadece aç ve susuz kalmak demek değildir. Nefsi terbiye etmek, şehveti kırmaktır.) (Sahih-i Buhari:4/1775)
Orucun sevabını gideren, bazı álimlere göre de orucu bozan, yalan, gıybet ve koğuculuk en büyük günahlardandır. Yalan hakkında Allahü Teála şöyle buyuruyor.
Yalanı ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte asıl yalancılar onlardır. (Nahl:105)
Yalan sözden de sakının. (Hac:30)
Hz. Peygamberimiz de yalan hakkında şöyle buyuruyor.
Mü'minde her huy bulunabilir. Ama yalan ve hıyanet bulunamaz. (Tergib ve Terhib. 5/499)
Gıybet hakkında da sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Gıybet zinadan daha kötüdür. (Ashap)
Nasıl olur ya Rasulüllah dediler Rasulüllah (sav)
Kişi zina eder sonra da tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder. Ama gıybet eden kimse gıybet edilen tarafından affedilmedikçe affolunmaz, buyurdu.( Tergib ve Terhib 5/406 Hak dini Kuran dili 7/210)
Ahretle kişinin amel defteri açılmış olarak getirilir. Defterine bakıp yapmış olduğu iyi amellerin sevabını göremeyince Yarabbi! Yapmış olduğum şu şu hasenat defterimde yoktur, deyince Allahü Teálá onlar insanları gıybet etmen nedeni ile yok oldular. (O amellerin gıybet ettiğin insanlara verildi) buyurur. (Tergib ve Terhib 5/410)
İnsanlar arasında laf getirip götürenler hakkında da Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
İnsanları insanlara jurnal eden bir kimse, muhakkak ki reşit olmayan bir kimsedir. Yani gayri meşru bir çocuktur. (İhya-i Ulumid Din 3/347)
Cennete koğucu bir kimse giremez. (İhya-i Ulumid Din 3/341, Hadis Ansiklopedisi 12/127, Riyaz üs Salihin 5/261, Ruhul Beyan 9/220 İbn Kesir 14/8051)
Kulağa sahip olmak: Çirkin ve günah olan sözleri işitmekten alıkoymak demektir. Çünkü söylenmesi haram olan her şeyin işitilmesi de haramdır. İşte bu sırra binaen Allahü Teala, gıybet dinleyen ile haram yiyeni eşit tutmuştur. (İhya-i Ulumid Din:1/683)
Günah, çirkin ve yalan sözleri dinleyen insanlar kötü ahlaklı insanlardır.
Allahü Teala münafıklar ve kötü ahlaklı insanlar hakkında şöyle buyuruyor.
Onlar sürekli yalan dinlerler, haram yerler. (Maide:42)
Hz. Peygamberimiz de gıybet eden ile onu dinleyen hakkında şöyle buyuruyor.
Gıybet edenle onu dinleyen, günahta ortaktır. (İhya-i Ulumid Din:1/684)....

Orucun faydaları
Allahü Teâlâ'nın emirleri ve yasakları kulların iyiliği içindir. İslam âlimleri Yüce Allah'ın bütün emir ve yasaklarını insanların yararları için olduğu konusunda görüş birliği etmişlerdir. Bu bakımdan, Hz. Allah'ın yapılmasını istediği şeylerde kullar için büyük faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar vardır.
Oruç tutmanın da insanlar için birçok faydaları vardır. Onlardan bazıları şunlardır:
Oruç her günahın kaynağı olan şehveti kırar, nefse hakim olmayı sağlar. Allahü Teâlâ şöyle buyuruyor.
Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. (Bakara 183)
Yani oruç sayesinde şehvetinize ve nefsinize hakim olma alışkanlığını elde ederek günahlardan korunmuş olursunuz. Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyuruyor.
Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü bu (evlilik) gözü (haramlardan) daha çok korur. İffeti daha çok muhafaza eder. Kiminde (evlenmeye) gücü yetmez ise, oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır. (Ruhul Beyan:1/313, Sahih-i Buhari:4/1776, İslam Fıkhı Ansiklopedisi:3/111)
İnsanları her derde sokan, dünyasını perişan, ahretini hüsran eden şehvettir, insanın insanlığı da şehvetine hakim olmasındandır.
Oruç ilk önce insanın şehvetini kırıcı, düzene koyar, nefse hakim olmayı sağlar. Hz. Peygamberimiz nefisleri azgın olanlar hakkında şöyle buyuruyor.
Onlar oruç tutsun. Çünkü orucun güzel bir tesiri vardır. (Hak Dini Kur'an Dili:1/517)
Oruç iradeyi kuvvetlendirir, sabretmesini öğretir. Nitekim Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Oruç sabrın yarısıdır. (Hadis Ans.:9/56, İhya-i Ulumid-Din:1/669, Ramuz'ül Ehadis:1/572)
Oruç ahlakı güzelleştirir. Kendisine sataşanlara ve çirkin söz söyleyenlere karşı diline hakim olmayı sağlar. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor. Sakın oruçluyken cahillik edip de kem (çirkin) söz söylemeyin (hatta) birisi size sataşacak veya dalaşacak olursa, ben oruçluyum, ben oruçluyum deyin. (Sahih-i Buhari:4/1769, Ramuz'ül Ehadis:1/203)
Oruç yoksullara karşı şefkatli ve merhametli olmayı öğretir. Müslümanları birbirine bağlayan yardımlaşma ve sosyal dayanışma bağlarını kuvvetlendirir. Çünkü nefis açlığın acısını tadınca yoksulların halini daha iyi anlar. Bu nedenle de onlara yardım etmeye ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Oruç, bir yıl yorulan insan bedenini dinlendirir ve ona sağlık kazandırır. Nitekim sevgili peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor. Oruç tutun sıhhat bulun. (Hadis Ans.:9/56, İslam fıkhı ansiklopedisi:3/111, Tergib ve Terhib:2/410)
El-izah adlı kitapta şöyle denilmiştir. Oruç dinin direklerinin en büyüğü, sağlam şeriatın kanunlarının en kuvvetlisidir. Oruç sebebiyle nefs-i emmate'nin kötülüklerinin üstesinden gelinir. Oruç, kalbi amellerin bulunduğu gün boyunca yemek ve içmekten, cinsi ilişkiden uzak durarak edá edilen, ahlakın hülásası olan bir ibadettir. Ancak oruç, nefse en zor gelen bir tektiftir, emirdir. (İslam fıkhı ansiklopedi 3/112)
Allahu Teálá bir áyet-i kerimede orucu şöyle övmüştür. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi 3/112)
Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, itaate devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah-ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir müháfat hazırlamıştır. (Ahzab.35)....

İftar kime ve niçin verilir?
İftar verecek kişi önce iftarın ne olduğunu kime ve niçin verildiğini bilmeli.
Bundan evvelki bir yazımda belirttiğim gibi iftar: Oruç tutan insanların, akşam namazının vakti girince yeyip içerek oruçlarını açmasıdır.
İftar oruç tutan insanların akşam namazının vakti (iftar vakti) girince yeyip içtikleri şey olduğuna göre iftar oruç tutan insanlara verilir. Oruç tutmayan insanların yeyip içtikleri iftar olmaz.
İftar: Sevap kazanmak için verilir.
Sevgili Peygamberimizin şu hadis-i şerifini dikkatle okuyun. Gerçekten iftarın kime verileceğini ve niçin verildiğini anlayacaksınız. Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Ey insanlar sizi büyük ve mübarek bir ay gölgeledi. O ay içerisinde bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. O, öyle bir aydır ki, Allah gündüz orucunu farz, gece ibadetini nafile kıldı. O ay içerisinde bir hayır işleyen, diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen, diğer aylarda binlerce farz işlemiş gibi olur.
O, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise cennettir.
O, yardımlaşma ayıdır.
O ayda müminin rızkı bereketlendirilir.
Ramazanda kim bir oruçluyu (dikkat edin oruçluyu buyuruyor) iftar ettirirse, bu (oruçluyu iftar ettirmesi) günahlarının bağışlanmasına, cehennemden azat olmasına (kurtulmasına) sebep olur ve oruçlunun sevabından hiç bir şey eksiltilmeksizin onun sevabı kadar sevap alır.
Ashap: Ya Rasulüllah hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz (fakiriz) dediklerinde Rasulüllah (sav) şöyle buyurdu.
Allah bu sevabı oruçluyu bir hurma ile veya bir içim su, yahut bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir.
Ramazan ayı öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur. (Tergib ve Terhib:2/430)
Hz. Peygamberimiz diğer bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyuruyor.
Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik oruçlunun sevabından hiç bir şey eksilmez. (Hadis Ansiklopedisi :9/64, Riyaz'üs Salihin:5/25)
İftar vereceklerin dikkat edecekleri en önemli şeylerden biri de iftarı helal kazancından vermesidir. Çünkü Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor.
Ramazan ayında kim helal kazancından bir oruçluyu iftar ettirirse, Ramazanın bütün gecelerinde melekler ona dua eder ve kadir gecesinde Cebrail (as) onunla musafaha eder (tokalaşır).
Cebrail (as) kiminle musafaha ederse, onun kalbi incelir ve gözlerinin yaşı çoğalır.
Ashab: Ya Rasulüllah oruçluyu iftar ettirecek bir şeyi yoksa (fakirse) ne yapacak dediğinde Rasulüllah (sav)
Bir avuç yiyecek de kafidir buyurdu.
Ashab: Bir lokla ekmek de bulamazsa deyince Rasulüllah (sav)
Birazcık su ile karıştırılmış süt ikram eder buyurdu.
Ashap, “Yanında o da yoksa?” deyince Rasulüllah (sav)
Bir içim su (ikram ederse yeter) buyurdu. (Tergib ve Terhib:2/431)
İftar verirken dikkat edilecek en önemli şey gösterişten, riyadan ve israftan kaçınmaktır.
İbn. Mes'ud şöyle demiştir. Yemeği ile gururlananların sofrasına icabet etmekten men edildik. İhya-i ulumid din: 2/49
Ashab-i Kiram'dan bir çokları, gurur için verilen bir ziyafete icabet etmeyi kerih görmüşlerdir. (İhya-i ulumid din:2/49)
İsraf da dinimizin yasakladığı şeylerdendir. Hz. Allah şöyle buyuruyor;
Yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (Araf 31)....

İftara fakirler de davet edilmeli
Mübarek Ramazan ayı ne güzel bir aydır. Ramazan ayında tutulan oruç, Müminleri her türlü kötü alışkanlıklardan, çirkin söz ve davranışlardan koruduğu gibi, zenginlere de yokluğun, darlığın, açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu hissettirir. Fakirlerin ve muhtaçların hallerini anlamalarına sebep olur.
Fakir ve muhtaç olanlar da, hali vakti yerinde olan Müslümanların verdikleri zekat, fıtır sadakası ve iftar ziyafeti ile birazcık da olsa rahata kavuşurlar.
Zekat ve fıtır sadakasının kabul olması için ehline verilmesi gerektiği gibi, verilen iftarın da kabul olması için, riya ve gösterişten uzak olmalı.
İftar: Sadece yakın akraba olanlara veya zenginlere veya makam sahibi olanlara değil de, fakir ve muhtaç olan Müslümanlara da verilmeli. Onların da gönülleri ve duası alınmalı. Fakirler unutulmamalı. Hz. Peygamberimizin şu sözleri dikkate alınmalı:
“Zenginlerin davet edilip fakirlerin terk edildiği düğün yemekleri ne fena yemeklerdir.” (ihya-i ulum’id Din: 2/37 Muhtarul Ehadis: Sa. 58)
Bir çok insanlar, sevap kazanmak için Ramazan ayında, yakınlarına, dostlarına iftar verirler. Fakat iftar verdikleri kişilerin oruçlu olup olmadığını hiç araştırmazlar. Şayet iftar vermekte asıl gaye sevap kazanmaksa, iftar verilecek kişilerin öncelikle oruç tutan kişiler olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun (iftara davet ettiği kişinin) sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiç bir eksilme olmaz.” (Hadis Ansiklopedisi: 9/64)
Dikkat ederseniz sevgili Peygamberimiz “Kim bir oruçluya iftar ettirirse” buyuruyor. O halde, iftar yemeği vermekten gaye sevap kazanmaksa, iftara öncelikle oruç tutan fakirler çağırılmalı. Onlar sevindirilmeli. Fakir bir mümini sevindirmek, Yüce Allah’
ı sevindirmek demektir. Nitekim Hz. Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor;
“Bir mümini sevindiren, muhakkak Allah-ü Teâlâ’yı sevindirmiş olur.” (İhya-i ulum’id Din: 2/42)
Sevgili Peygamberimiz diğer bir hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyuruyor;
“Kim mümin kardeşine ikramda bulunursa, sanki o kimse Allah’a ikram etmiştir.” (İhya-i ulum’id Din: 2/41)
Mümin kardeşinin iştahının çektiği yemeği yedirip, onu doyuran bir kimseye, Allah-ü Teâlâ bir milyon hasene (sevap) yazar. Bir milyon günahını siler. Derecesini bir milyon yükseltir. Huld, Adn ve Firdevs adlı üç cennetten ona (her türlü nimetlerden) yedirir. (İhya-i ulum’id Din: 2/32)
O halde iftara öncelikle oruç tutan fakirler davet edilmeli.
Geçmişte zenginler iftara, kendi yakınlarını ve dostlarını bir gün, diğer bir günde namazını kılan, orucunu tutan, Kur’an okuyan, zikir yapan ve hiçbir kötü alışkanlığı olmayan fakirleri davet ederler. Yemekten sonra da diş kirası diye cebine de bir miktar harçlık koyarlarmış. İftar daveti böyle olmalı, fakirler gözetilmeli.....